Iğdır Haberleri!
Ana Sayfa EKONOMİ 30 Mayıs 2026 5 Görüntüleme

Avukatlıktan Hayvancılığa Başarı Hikayesi

İstanbul’da 17 yıl avukatlık yaptıktan sonra memleketi Aydın’a dönüp avukatlığın yanında hayvancılık da yapmaya başlayan Mücahit Kibar, hobi olarak başladığı hayvancılığı kısa sürede profesyonel bir üretim modeline dönüştürdü. ‘Anası 50 lira, danası 100 lira’ sloganıyla özetlediği sığırlarda ‘taşıyıcı anne’ sistemi ile Kibar, çiftliğiyle hem et verimini artırmayı hem de maliyetleri düşürmeyi hedefliyor.

İstanbul’da uzun yıllar avukatlık yaptıktan sonra memleketi Aydın’a dönen Mücahit Kibar, mesleğini sürdürürken aynı zamanda tarım ve hayvancılık alanında yeni bir girişime imza attı. Küçük bir başlangıçla kurduğu çiftlikte zamanla üretim modelini geliştiren Kibar, besi materyalini dışarıdan temin etmek yerine kendi işletmesi içinde üretmeye yöneldi. Yerli ırkları ‘taşıyıcı anne’ olarak kullandıkları sistemde, etçi ırklardan elde edilen spermlerle yüksek verimli buzağı üretimi hedeflediklerini kaydeden Kibar, bu yöntemle hem maliyetlerin düşürüldüğünü hem de daha sürdürülebilir bir besicilik modeli oluşturulduğunu belirterek üretimde verimliliği ön planda tuttuklarını ifade etti. Küçük bir başlangıçla hayvancılığa adım attığını belirten Kibar, “Aydınlıyım ve uzun süre İstanbul’da avukatlık yaptım. Daha sonra memleketime dönerek Aydın’a yerleştim. Buraya geldikten sonra hayvancılığa başladık. Üç dört hayvanla başladık, öğrendikçe geliştirdik, değiştirdik. Besi materyali dediğimiz küçük danaları dışarıdan almak çok maliyetliydi. Biz de bunu kendimiz üretmeye karar verdik. Araştırmalarımız neticesinde bu işi hem yapanlarla hem de uzmanlarla konuştuk ve yerli ırklarla çalışmaya başladık” dedi.

Üretim sisteminin temelinde ‘taşıyıcı anne’ modeli olduğunu belirten Kibar, yerli ırkların dayanıklılığına dikkat çekti. Kibar, “Yerli anaç hayvanlar çok ucuz. Bu bölgenin hava şartlarına ve mikroplara çok alışkın ve dayanıklılar. Diken yese de, çöp yese de büyüyorlar, gelişiyorlar ve buzağı veriyorlar. Bizim işimiz bir nevi koyunculuğun büyükbaş hali. Koyuncular süt sağmaz sadece kuzuya çalışırlar, biz de burada sadece buzağıya çalışıyoruz. Bizim amacımız iyi spermadan kaliteli buzağılar elde etmek. Bizim için anne hiç önemli değil. Bir anne melez olursa gen aktarımı hemen hemen olmuyora yakın. Baba daha baskın karakter oluyor. Dolayısıyla da çıkacak olan yavru babaya benziyor. Biz de buradan iyi bir ırk elde ediyoruz. Anayı taşıyıcı olarak kullanıyoruz. Yerli ırklarla melezleme yapıyoruz, et üretmek için yaptığımız besi materyalini buradan alıyoruz. Örnek veriyorum, bizim burada bir tane beyaz Simental kırığı bir danamızı var, hemen yanında da annesi var. Annesinin boyuna gelmek üzere. O dana 4-5 aylık. Kimse onu bilmez o anneden olduğunu. ‘Bu hayvanın doğuracağı ne işe yarar?, hayvan küçücük, anası ne ki danası ne olsun?’ derler. Benim sloganım da ‘anası 50 lira, danası 100 lira.’ Bu anlayış ile burada çalışmalarımızı sürdürüyoruz” diye konuştu.

Üretim modelinin karlılığını anlattı

Üretim modelini anlatan Kibar, karlılık ve doğal yetiştiriciliğe dikkat çekerek, “2025 Kurban Bayramı sonrası buradaki anneleri ortalama 42’şer bin liraya topladım. Hepsinden de bir sefer buzağı aldım. Buzağıların en düşüğünü de 110 bin TL’den sattım. Dolayısıyla ben burada karlı bir iş yaptım. Bakım maliyetlerim diğer kültür ırklarına göre çok düşük. Çünkü ben bunlardan süt sağmıyorum. Hayvanın günlük verdiği süt 4-5 kilogram civarında. Onu da buzağı istediği kadar emebiliyor. Böyle yapınca inek mastitis olmaz, buzağı ishal olmaz. Buzağı doğar doğmaz annesindeki ağız sütünü yani kolostrumu alır ve bağışıklığını kazanır. Biz buzağının peşinde koşacağız, ‘aman ishal olacak, aman ayıralım, 2 kilo süt verdik, 5 kilo süt verdik, sütün ısısını ayarladık, ayarlamadık’ gibi bunlarla uğraşmayız. Anneden nasıl geliyorsa süt, doğal bir şekilde buzağı emer” ifadelerini kullandı.

“Yerli ırkla melezleme et açığına çözüm olabilir”

Sistemin en önemli avantajlarından birinin düşük bakım maliyeti ve doğal üretim süreci olduğunu vurgulayan Kibar, hayvan sağlığı açısından da önemli bir kolaylık sağladıklarını söyledi. Kibar, “Burada bir üretim modeli var. Yerli dişi ırklarla kaliteli erkek etçi ırkları melezlemenin ülkedeki et açığına çok büyük katkısı olacağını düşünüyoruz. Bir örnek daha vermek gerekirse, burada bir anne var ve çok büyük çaplı bir anne değil. İlk yavrusu Angus’tu, sattık. Şimdi içinde Hereford var. Aslında bizim hayvanlarımızın onlardan hiçbir farkı yok. Bunların doğuracağı angusların, Uruguay’dan gelen angustan hiçbir farkı yok. Aksine ondan fazla kilo alır, ondan aşağı kilo almaz. Ama biz ne yapıyoruz? Bütün paramızı döviz yapıp yurt dışına gönderiyoruz. Yerli üreticimiz de bıkıyor artık. Sütün, etin para etmediğini söylüyor. Etmez. Çünkü ben 200 bin liralık bir anne alıp günün sonunda 100 bin lira kazanıyorsam benim yaptığım iş mantıklı değil. Ama 50 bin liralık bir anne alıp 100 bin kazanıyorsam benim işim mantıklı” dedi.

Hem avukatlık mesleğini sürdürdüğünü hem de hayvancılığın kendisine farklı bir huzur verdiğini dile getiren Kibar konuşmasını şu sözlerle noktaladı;

“Başta babam bu işi yapmamı istemiyor. ‘Ben seni okuttum, büyüttüm, avukat oldun. Avukatlık yap’ diyor. Ben avukatlığımı zaten yapıyorum. Ama şimdi ben avukatlıkta elde ettiğim stresimi dama geldiğim zaman çobanlık yaparak atıyorum. Yani ben ‘çobanlıktan mutluyum, avukatlıktan mutluyum?’ Avukatlığı 17 yıldır yapıyorum, mesleğimi seviyorum. Ama çobanlıkta daha mutluyum. Daha az stresliyim, daha az insan, daha çok huzur.” – AYDIN

Son Dakika › Yerel › Avukatlıktan Hayvancılığa Başarı Hikayesi – Son Dakika

Iğdır Halı Yıkama

Yorumlar

Yorumlar (Yorum Yapılmamış)

Yazı hakkında görüşlerinizi belirtmek istermisiniz?

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

Tema Tasarım | Ozakajans.com