Iğdır Haberleri!
Ana Sayfa GÜNCEL 8 Ağustos 2026 7 Görüntüleme

“Çerçeve Yasa” teklifi Adalet Komisyonu’nda… YENİ Partili Tanrıkulu: Bir insana ‘Silahını bırak, ülkene dön, siyasal ve toplumsal hayata katıl’ diyorsanız, o insan kapıdan içeri girdiğinde başına ne geleceğini bilmelidir

(TBMM) – YENİ Parti Diyarbakır Milletvekili Sezgin Tanrıkulu, TBMM Adalet Komisyonu’nda görüşülen “çerçeve yasa” teklifine ilişkin yaptığı konuşmada, teklifin önemli ancak eksik olduğunu belirterek, “Bu teklifi destekliyorum. Çünkü silahların bırakılması için hukuk bir kapı açmak zorundadır. Bir insana ‘Silahını bırak, ülkene dön, siyasal ve toplumsal hayata katıl’ diyorsanız, o insan kapıdan içeri girdiğinde başına ne geleceğini bilmelidir. Hukuk belirsizlik değil, güvence üretmelidir” dedi. Tanrıkulu ile İYİ Partili milletvekilleri arasında tartışma çıktı. Karşılıklı sert ifadelerin kullanıldığı tartışmada Komisyon Başkanı Cüneyt Yüksel, milletvekillerini uyardı.

TBMM Adalet Komisyonu’nda, AK Parti İstanbul Milletvekili Cüneyt Yüksel başkanlığında, “Milli Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun Teklifi”nin görüşmeleri, komisyon üyesi olmayan milletvekillerinin konuşmalarıyla devam ediyor.

YENİ Parti Diyarbakır Sezgin Tanrıkulu, “Değerli milletvekilleri, bir insan olarak, bu ülkede başta ana dili olmak üzere temel haklarından mahrum bırakılmış bir Kürt vatandaşı olarak, bir insan hakları savunucusu olarak, bir hukukçu olarak silahların susmasını ve ölümlerin durmasını sağlayacak her adımı değerli bulduğumu söyleyerek sözlerime başlamak istiyorum” dedi.

“BU TEKLİF, BÜTÜN EKSİKLERİNE RAĞMEN O GÜVENCENİN İLK ADIMIDIR”

Tanrıkulu, teklife dair, “Bugün önümüzde bulunan teklif, büyük acılara sebebiyet vermiş yarım asırlık bir çatışma döneminin mutlak biçimde sonlandırılmasına kapı aralaması nedeniyle önemlidir fakat eksiktir. Bu teklifi destekliyorum. Çünkü silahların bırakılması için hukuk bir kapı açmak zorundadır. Bir insana ‘Silahını bırak, ülkene dön, siyasal ve toplumsal hayata katıl’ diyorsanız, o insan kapıdan içeri girdiğinde başına ne geleceğini bilmelidir. Hukuk belirsizlik değil, güvence üretmelidir. Bu teklif, bütün eksiklerine rağmen o güvencenin ilk adımıdır. Ben Diyarbakır’da doğdum. Orada avukatlık yaptım. Diyarbakır Barosu Başkanlığı yaptım. İnsan Hakları Derneğinde, İnsan Hakları Vakfında ve uluslararası insan hakları örgütlerinde çalıştım. Hayatımın önemli bir bölümünde faili meçhul cinayetlerin, köy boşaltmalarının, gözaltında kayıpların, işkencenin ve çatışmalarda yitip giden hayatların dosyalarıyla uğraştım. Adliye koridorlarında, Galatasaray Meydanı’nda evlatlarının akıbetini soran anneleri gördüm. Köyünden koparılmış aileleri dinledim, davalarına baktım. Bir gece yarısı kapısı çalınanların korkusunu da cenazesi gelen evlerin sessizliğini de biliyorum. Şehitlerin ve gazilerin acısını da yaşadım. Bu çatışmanın yükünü istatistiklerden değil, insanların yüzlerinden öğrendim” diye konuştu.

YENİ PARTİ VE İYİ PARTİ VEKİLLERİ ARASINDA TARTIŞMA

İYİ Parti milletvekilleri Selcan Taşcı ve Yüksel Selçuk Türkoğlu, Sezgin Tanrıkulu’nun konuşmasına tepki gösterdi. Bunun üzerine Tanrıkulu, “Uzatma, asabımı da bozma, Selçuk. Kime sataşacağını bil, tamam mı? Uzatma” dedi. İYİ Partili milletvekilleri, “Tehdit mi ediyorsun, şehit cenazesine katıldın mı?” diye sordu.

Komisyon Başkanı Cüneyt Yüksel, vekilleri uyardı. İYİ Partili Taşcı, “‘Kime sataşacağını bil’ ne demek ya! Tehdit mi ediyor?” derken, İYİ Partili Türkoğlu da “Sezgin, düzgün konuş. Siz burayı dağ mı sandınız?” dedi.

DEM Parti Erzurum Milletvekili Meral Danış Beştaş, Türkoğlu’na, “Saygılı ol be, kimi tehdit ediyorsun?” diye konuştu. Türkoğlu, “Saygıyı siz göstereceksiniz” ifadesini kullandı.

“TEKLİFE DESTEK VERMEM, EKSİKLERİNİ SÖYLEMEME ENGEL DEĞİLDİR”

Tanrıkulu, konuşmasını şöyle sürdürdü:

“Barışı desteklemek benim açımdan siyasi bir taktik değildir. Birilerine verilmiş bir taviz de değildir. Bu, yıllardır savunduğum yaşam hakkının gereğidir. Bu teklifi arkadaşlarımıza yönelik baskılar, hukuksuz operasyonlar, iftira ve şantaj iddialarının gölgesinde bile destekliyorsak herkes bunun kıymetini bilmelidir. Arkadaşlarımız hapishaneden dahi bu teklifi destekliyorsa bunun kıymeti bilinmelidir. Belediye başkanlarımız tutuklanırken, seçilmişlerin yerine kayyım atanırken, siyasetçiler, gazeteciler ve insan hakları savunucuları yargı baskısı altında tutulurken bu teklifi destekliyorum. Çünkü öncelikle silahlı çatışmaların sona ermesinin, Kürt sorununun çözümünün demokratik bir zeminde mümkün olduğunu göstermek istiyorum. Ancak teklife destek vermem, eksiklerini söylememe engel değildir.

Teklif, silah bırakanların hukuki durumunu düzenliyor fakat topluma dönüşlerini yeterince düzenlemiyor. İnsanlar yalnızca savcılığa dilekçe vererek siyasal ve toplumsal hayata dönmüş olmayacak. Toplumsal bütünleşme, kanunun yalnızca başlığında kalmamalı, maddelerinde de karşılık bulmalıdır. İkinci olarak, teklifin ağırlık merkezi Meclis değil, yürütme olarak kurulmuştur. Cumhurbaşkanı Yardımcısı’nın başkanlığındaki kurula geniş yetkiler verilirken Meclis İzleme Komisyonuna yalnızca izleme ve tavsiyede bulunma görevi veriliyor. Oysa bu süreç bir güvenlik bürokrasisi faaliyetine indirgenemez. Meclis düzenli olarak bilgilendirilmeli, raporlar kamuoyuna açıklanmalı ve denetim yetkisi gerçek anlamda güçlendirilmelidir.

Üçüncü olarak, altı aylık başvuru süresi hayatın gerçekleri bakımından yetersiz kalabilir. Irak’ta, Suriye’de ve başka ülkelerde bulunanların durumları aynı değildir. Pek çok açıdan güvenlik sorunları yaşanacaktır. Bu nedenle süre gerektiğinde uzatılabilmeli, uygulama insanları dışarıda bırakacak katı bir takvime dönüşmemelidir. Ayrıca kanunun uygulanmasını bütünüyle güvenlik kurumlarının tespitine ve Milli Güvenlik Kurulu kararına bağlamak yerine hukuki ve parlamenter denetime açık, güçlü, nesnel ve şeffaf bir mekanizma kurulmalıdır. Barışın güvencesi yalnızca devletin güvenlik kurumları değildir. Esas güvence Türkiye Büyük Millet Meclisi, hukuk ve toplumdur.

“KÜRT MESELESİNİN BİR KEZ DAHA KÜÇÜK HESAPLAR İÇERİSİNDE DERİNLEŞMESİNE İZİN VERMEYECEĞİZ”

Değerli arkadaşlar, bu kanun her meseleyi çözmeyecek. Kürt meselesinin demokratik boyutunu, ana dili, yerel demokrasiyi, ifade özgürlüğünü ve siyasal katılımı ayrıca konuşmak zorundayız. Silahların susması demokratik çözümün kendisi değildir. Fakat demokratik çözümün önünü açabilecek en önemli eşiklerden biridir. Bugün burada kusursuz bir metne oy vermeyeceğiz. Kusurlarının giderilmesi gereken fakat Türkiye’yi ölümden ve çatışmadan siyasete taşıma ihtimali bulunan bir adıma oy veriyoruz. İlk adımı eksik de olsa atmak önemlidir. Ben bunu bir tür egzersiz olarak görüyorum. Barışmayı öğrenme egzersizi. Kürt meselesinin çözümünde güvenlikçi ezberden çıkma egzersizi. Yıllardır bu ülkede barışı savunanlar suçlandı, soruşturuldu, hedef gösterildi. Barış Akademisyenleri hala ağır bedeller ödemeye zorlanıyor. Buna rağmen barış demekten vazgeçmedik. Çünkü biliyoruz ki bir tek gencin daha yaşamını kurtarabiliyorsak, bir tek annenin daha kapısına acı haber gitmesini önleyebiliyorsak siyaset bunun sorumluluğunu almak zorundadır. Bu teklif son değil, bir başlangıçtır. Ben bu başlangıca destek vereceğim. Ama bu iktidara karşı demokrasi mücadelesini de derinleştireceğiz. Çünkü bu ülkede artık gençlerin birbirine silah doğrultmadığı, hiçbir annenin çocuğunun ardından ağıt yakmadığı bir geleceği kurmak zorundayız. Mevcut iktidarın böyle bir gelecek ufkunun olmadığını da biliyoruz. Fakat Kürt meselesinin bir kez daha küçük hesaplar içerisinde derinleşmesine izin vermeyeceğiz.

“4’ÜNCÜ MADDEDE DÜZENLEME YAPILMALI”

Değerli arkadaşlar, burada iki konuya daha değinmek zorundayım. Birincisi, bugün Sayın Adalet Bakanı’nın yaptığı açıklamadır. O açıklamadan önce de kanun metnini okuduğumda bazı davalar bakımından, özellikle Kobani davasında yargılanan siyasetçiler açısından bazı riskler gördüğümü arkadaşlarıma ifade etmiştim. Ancak o açıklamayla birlikte bu riskin mevcut olabileceğine ilişkin kanaatim daha da güçlendi. Biraz önce de Sayın Kunt somut önerilerde bulundu. Ben teklifin 3’üncü ve 4’üncü maddelerindeki düzenlemelerin risk taşıdığı ve yargıya çok geniş bir takdir alanı tanıdığı görüşündeyim. Bu nedenle hem söz konusu riskleri ortadan kaldırmak hem de kurula duyulan güvenin zedelenmesini önlemek amacıyla düzenleme yapılması gerektiğini düşünüyorum. Eğer özellikle 4’üncü madde konusunda burada oy birliğine yakın bir çoğunlukla yeni bir düzenleme yapılırsa bu yasa hakkındaki bazı kuşkular da giderilmiş olacaktır. Bunu öncelikle ifade etmek istiyorum.

İkinci olarak, bu akşam burada herhangi bir polemiğin içerisinde olmayı hiçbir zaman arzu etmedim. Ancak Sayın Şahin, adımı da anarak 2013 yılına bir atıfta bulundu. Ben 1984 yılının Ağustos ayında Diyarbakır’da avukatlık stajına başladım. Bugüne vurgu yapmak açısından söylüyorum. Öncesini saymıyorum ama yaklaşık 42 yıldır bu silahlı çatışmayı ve şiddeti yakından takip eden, bilen, acısını yaşamış, davalarını üstlenmiş ve bugün siyasette bulunan birisiyim. Herhalde bu komisyon içerisinde de kesintisiz biçimde 15 yıldır Meclisin hafızasına sahip olan isimlerden biriyim. Yeniden hiçbir yararı olmayacak, tükenmiş bir tartışmaya burada girmek istemiyorum. O dönem başarısızlıkla sonuçlanan süreci bugün büyük bir olgunlukla ve Meclis çatısı altında fiilen kurulmuş bir komisyon aracılığıyla başarıya taşımanın eşiğindeyiz. Bunun son derece kıymetli ve değerli olduğunu düşünüyorum.

O günkü tartışmaları öğrenmek isteyenler için ‘CHP Kürt Meselesine Ne Söyledi?’ adlı yayınımda hem tutanaklar hem de tanıklıklar bulunmaktadır. İsteyen arkadaşlarımıza o döneme ilişkin tanıklıkları da gönderebilirim. Tekrar bu sürece ve bu komisyona emeği geçen herkese teşekkür ediyorum. Başta Genel Başkanımız Sayın Özgür Özel’e sunduğu katkılardan dolayı teşekkür ediyorum. Diğer genel başkanlara da teşekkür ediyorum. Komisyonda emeği geçen bütün milletvekili arkadaşlarımıza ve burada yapıcı katkı sunan herkese teşekkür ediyorum. Bu acının ve çatışmanın ne anlama geldiğini, nasıl acılar yaşattığını ve bu acıların bugün dahi ne kadar derin biçimde hissedildiğini bilen birisi olarak, silahlı dönemin sona ermesine vesile olabilecek bir dönemde milletvekili olmanın onurunu yaşıyorum. Yüz yıllık bir meselenin ve yarım asra yaklaşan silahlı çatışmanın sona erdirilebileceği bir dönemde burada bulunmayı kendi adıma son derece değerli buluyorum.”

Masaüstü bildirimlerimize izin vererek en son haberleri, analizleri ve derinlemesine içerikleri hemen öğrenin.

Kaynak

Iğdır Halı Yıkama

Yorumlar

Yorumlar (Yorum Yapılmamış)

Yazı hakkında görüşlerinizi belirtmek istermisiniz?

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

Tema Tasarım | Ozakajans.com