Iğdır Haberleri!
Ana Sayfa KÜLTÜR - SANAT 29 Mayıs 2026 6 Görüntüleme

Fuat Başar: 78 yıllık sanat ve adanmışlık hikayesi

Fuat Başar; Erzurum’da Gönül Kıraathanesi’nden başlayan, Huzur Kıraathanesi’nden kök salan ve dünyaya nam salan 78 yılık bir ömrün, çabanın ve ustalığın ifadesi.

Arayışın, sabrın ve adanmışlığın ete kemiğe bürünmüş halidir Fuat Başar. O, sadece kağıda renk veren bir ebrucu ya da kamışa yön veren bir hattat değildir; zamanı durduran, kadim bir ruhun günümüzdeki sesidir. Tekneye damlattığı her boyada kalbinin ritmi, kağıda düşürdüğü her elifte ömrünün sızısı vardır. Dudaklarında bir derviş süküneti, ellerinde asırların yorgunluğu ve zarafeti saklıdır. Onun dünyasında sanat, nefsin terbiyesi ve yaradana duyulan sessiz bir aşk çığlığıdır. Fuat Usta, çıraklarına sadece mürekkep ezmeyi değil, hayata karşı eğilmeden dik durmayı ve her nefeste şükretmeyi öğretir. O yürüyen bir çınar, teknesinin başında kaybolan bir derviş ve bu toprakların hiç sönmeyecek bir kandilidir.

“2006’da Erzurum’da başladım” diye söze başlıyor Fuat Başar, sonra hikayesini şu sözlerle özetliyor, “Bir sürü zorluklar, imkansızlıklar içinde çalıştım, çabaladım. 50 sene, belki de daha fazla. Evvel Erzurum’da başladım. Bir sürü imkansızlıklar, ne sanatı tanıyan var, ne sanat malzemesini bilen var. Ama bir gün bunların aşılacağını düşündüm. Erzurum’da sanat o zaman pek bilinen, tanınan, öğretilen hatta öğrenilen bir yer değildi. Onun için mecburen İstanbul’a gittim. Çok güzel bir tevafuk oldu. Yazının, ebrunun Osmanlı’dan günümüze ulaşan son temsilcileriyle çalışma imkanımız oldu”

Gönül Kıraathanesi’nden başlayan hikaye

Erzurum’dan başlayıp dünyayı kuşatan yolculuğunu anlatan Fuat Başar, “Kuşkay sitesinin altında Gönül Kıraathanesi. Yazıyla ilgilenenler, bir de şiirle ilgilenenler. Orada bir sürü imkansızlıklar altında. Yazı dersleri yaptık. Sonra Huzur Kıraathanesi’ne geçtik. Bugün rüyalarıma girdiğini çok iyi hatırlıyorum. Dün baktık, yerinde yıllar esiyor. Yıkılmış. O Huzur Kıraathanesi bir akademi gibiydi. Üniversiteden hocalar gelir, doğudan güney doğudan tasavvuf erbabı olanlar, Şeyh Efendiler gelir, ders yaparız. İstanbul’da yazıdan, ebrudan dolayı zaten yeterince başım kalabalık. Bir de edebiyat dünyası başıma üşüşürse kilitlenir kalırdım, bir şey üretemezdim. Gerçi arada bir yazdığımız şiirler falan oluyordu, onları da yayınlamadık bir yerde. Tabii daha ziyade tasavvufi ve hikemi tarzda şiirler ama canımızı sıkan olduğunda da hicif şiirlerini filan hiç esirgemiyoruz” dedi.

Hat ve ebru konusunda son yıllarda önemli aşamalar alındığını vurgulayan Fuat Başar, “Hakikaten çok kurslar açıldı. Kurslardan birçok uyduruk kaydırık, gelenekte yeri olmayan eserler üretiliyor. Fakat bu işlerde hedef her zaman aşağı yukarı kırkta birdir. Kırk öğrenciden birini yetiştirirseniz başarınız tamamdır. Tarih boyuna da hep böyle olmuştur. Aslını yaşatanlar olduğu gibi yanında, yöresinde, şimdiki tabirle “çakma sanatçılarda” çok var. Geleceği yönünden 1980’lerde hatta 90’larda çok bir ümidim yoktu. Bu iş ola ki resmi zihniyetler tarafından rağbet görmez, desteklenmez, belki de engellenir diye bir endişem vardı. Şükür o engeller aşıldı. İnşallah ilerisinde bir Türk İslam Sanatları Üniversitesi kurma niyetimiz var. Eğer olursa Türkiye o konuda da liderliği eline geçirecek” şeklinde konuştu.

“Peygamberlerin şemailerini, hilyelerini araştırıyorum”

Önemli bir eserin arifesinde olduğunu hatırlatan Fuar Başar, “Yazı da olsun, ebruda olsun dünya lideri durumunda. Hayatımız boyunca epey bir eser ürettik. Yurt içinde, yurt dışında, müzelerde elli küsur tane devlet başkanının isimlerinden tutun da dünyanın en önemli müzelerine eserlerimiz gitti. Bunların içerisinden sahibine teslim ederken gözüm dolan eserler olmuştur. Özellikle Ebru. Ortaya çıkardığımız Peygamberler hilyesi vardır ki, bunun için epey bir çalıştım. Kur’an-ı Kerim’de ismi geçen peygamberlerden 14 tanesini burada şemaileriyle beraber. Ki onların şemailerini bulmak çok zor. Araştırdık, bulduk, yazdık, çıkarttık. Bundan iki veya üç tane yazdım ama hedefimiz dünya tarihi boyuna yaşamış, Peygamber olarak ismi Kur’an’da geçen veya rivayeten gelen, onlarla ilgili kaynak da bulduk. O kaynakta maalesef yurt dışında, yurt içinde. Onların Türkçe tercümelerinin olduğu kütüphaneleri araştırdık. Maalesef kütüphaneler yerinde yok. Ulaşamıyoruz. Kütüphane yok çünkü. Eğer bulabilirsek bütün peygamberlerin şemailerini, hilyelerin, bir arada toplayıp, çok büyük olmak şartıyla yazdıktan sonra Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’ne takdim etme niyetimiz var” diye konuştu.

Sanatın toplum için çok değerli ve toparlayıcı olduğunu söyleyen Fuat Başar, “Şimdi gençlere söyleyeceğim konu da şu, güzellik yönünde idealleri çok büyük olsun. Bu son derece önemli bir şey. Yalnızca güzellik yolunda. Bu tasavvufta olur, edebiyatta olur, gelenekli Türk-İslam sanatlarında olur, musikide olur. İdeallerini büyük tutsunlar. Onları gerçekleştirmek için günün 24 saatini versinler. Ömür sanat için vallahi çok kısa. İstanbul’un belediye başkanlarından birisinin ki rahmetli oldu şimdi, onun bir sözü vardı. Derdi ki “Sanatçısı bol olan bir beldenin hapishanesi çok az olur.” Hedefimiz biraz da bu olması lazım. Sanat var, huzursuzluk yok” şeklinde konuştu.

7 Mart 1953’te Erzurum’da doğdu. Türkiye’nin yaşayan en önemli hat ve ebru sanatçılarından biri olarak kabul edilen bir sanatçıdır. Atatürk Üniversitesi Tıp Fakültesi’nde öğrenim gördüğü yıllarda sanata yönelen Başar, 1976’da hüsn-i hat sanatına ilgi duymaya başlamış, 1977’de ise ebru sanatına olan tutkusu nedeniyle Mustafa Düzgünman’a mektup yazarak eğitim sürecini başlatmış, aynı dönemde Hamid Aytaç ile de yazışarak hat dersleri almıştır. 1980 yılında tıp eğitimini bırakarak sanat yolculuğunu sürdürmek için İstanbul’a taşınan Başar, 10 Eylül 1980’de Hamid Aytaç’tan hat icazeti almış, 10 Eylül 1989’da ise Mustafa Düzgünman’dan biri Osmanlı Türkçesi olmak üzere üç ebru icazeti almıştır. Kendi atölyesini kurarak hem hat hem ebru alanında profesyonel çalışmalar yürüten sanatçı, yüzlerce öğrenci yetiştirerek geleneksel sanatların yeni kuşaklara aktarılmasında önemli bir rol oynamıştır. Ulusal ve uluslararası alanda 350’den fazla kişisel ve karma sergiye katılan. Eserleri yurt içi ve yurt dışındaki koleksiyonlarda ve müzelerde bulunan sanatçı, 2019 yılında geleneksel sanatlar alanında Cumhurbaşkanlığı Kültür ve Sanat Büyük Ödülü’ne layık görülmüş, sanat ve ebru sanatlarını yeni nesillere aktarmadaki gayretleriyle takdir edilmiştir.. – ERZURUM

Kültür Sanat, Fuat Başar, Edebiyat, Erzurum, Kültür, Naima, Sanat, Son Dakika

Son Dakika › Kültür Sanat › Fuat Başar: 78 yıllık sanat ve adanmışlık hikayesi – Son Dakika

Iğdır Halı Yıkama

Yorumlar

Yorumlar (Yorum Yapılmamış)

Yazı hakkında görüşlerinizi belirtmek istermisiniz?

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

Tema Tasarım | Ozakajans.com