Iğdır Haberleri!
Ana Sayfa EKONOMİ 12 Haziran 2026 3 Görüntüleme

Cevdet Yılmaz: Türkiye ekonominin en üst ligine yükseliyor

Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, “Geçen sene itibarıyla 1,6 trilyon doları aşmış milli gelir büyüklüğümüz var. Kişi başı gelirimiz 18 bin doları aşmış durumda. Türkiye artık ekonominin en üst liginde bir oyuncu haline geliyor.” dedi.

Yılmaz, AK Parti Samsun İl Başkanlığınca Samsun Büyükşehir Belediyesi Çok Amaçlı Salon Şehit Ömer Halisdemir Konferans Salonu’nda düzenlenen “Sivil Toplum Kuruluşları ve İş Dünyası Buluşması” programında yaptığı konuşmada, dünya ekonomisinin çok zorlu bir dönemden geçtiğini söyledi.

Dünya genelinde büyümelerin tarihi ortalamaların altında olduğuna işaret eden Yılmaz, “Dünya ticareti bundan da daha kötü durumda. Geçmişte küresel, liberal, kurallara dayalı ekonomik ortam vardı. O ortamda genelde ticaret, büyümenin çok üstünde gelişirdi. Büyüme yüzde 4 ise ticaret yüzde 6 artardı ama bugün büyüme aşağıya indiği gibi ticaret neredeyse büyümenin de altında gelişim sergiliyor. Korumacılık yükseliyor dünyada. Güç mücadelesi yükseliyor. Pandemi öncesi ve sonrası gelişmelere baktığınız zaman sanayi kapasitesi, imalat sanayi özellikle büyük oranda Asya’ya kaymış durumda. Çin neredeyse dünyadaki imalat sanayi kapasitesinin yüzde 30’unu tek başına temsil ediyor. Batı’da ise sanayisizleşme dediğimiz bir süreç yaşanıyor.” değerlendirmesinde bulundu.

Yeni Amerika yönetimiyle Avrupa Birliği’ndeki yeni tartışmalarda farklı bir mücadelenin başladığının görüldüğünü dile getiren Yılmaz, şöyle devam etti:

“Bazıları bunu kişisel özelliklerle de değerlendirebiliyor. Ben o kanaatte değilim. Tabii ki herkesin, her yöneticinin kendine göre özellikleri var. Renkli kişiliği olan yöneticiler var ama ortada yapısal bir değişim dönüşüm var. Dünya yeniden şekilleniyor adeta kartlar yeniden karılıyor. Güç mücadelesi merkeze gelmiş durumda. Eskiden kurallar, hukuk, uluslararası kurumlar bir yere kadar etkili olabiliyordu ama şu anda güç mücadelesi her şeyin önüne geçmiş durumda. ‘Güçlüysem istediğimi yaparım’ gibi bir anlayış maalesef dünyada hakim hale gelmiş durumda. Bunu siyasi meselelerde, ekonomik meselelerde de görüyoruz. Dolayısıyla kıran kırana mücadele yaşanan bir dönemdeyiz dünya ölçeğinde. Bu da ekonomide belirsizlikleri artırıyor, riskleri yükseltiyor. Geçmişte sadece maliyet esaslı verilen kararlar artık güvenlik odaklı, dayanıklılık odaklı bazı tercihlere dönüşebiliyor. Dolayısıyla bunun farkında olmamız, buna göre kendimizi iyi konumlandırmamız lazım.”

Bir taraftan da dünyada büyük bir teknolojik dönüşüm olduğunu söyleyen Yılmaz, “Yapay zeka başta olmak üzere bir taraftan da yeni teknolojiler, dijitalleşme, yeşil dönüşüm farklı bir gündem oluşturuyor dünyada. Kalkınma stratejilerinin artık merkezine yeşil ve dijital dönüşüm gelmiş durumda. Daha sürdürülebilir, enerjiyi daha verimli kullanan, her alana dijital teknolojileri, yapay zekayı uygulayan yaklaşım dünyada hakim hale gelmiş durumda. Dolayısıyla bu genel gidişatı görerek, ülkemizi, bölgelerimizi, şirketlerimizi konumlandırmamız gerekiyor. Biz de bu anlayışla çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Türkiye ekonomisine kısaca baktığımızda, pandemi öncesi ve sonrası rakam söyleyeceğim. Performansımızı bence gösteren önemli bir rakam, 2025 dönemi. 6 yıllık dönemde dünya ekonomisi kümülatif, birikimli olarak yüzde 18,8 büyümüş, Türkiye ekonomisi aynı dönemde yüzde 34,8’e yükselmiş. Yani bizdeki kümülatif artış 34,8, dünyada 18,8.” diye konuştu.

“Dünyanın 11’inci büyük ekonomisiyiz satın alma gücüne göre”

Yılmaz, son 6 yılda dünyanın iki katı büyümüş, kapasitesini geliştirmiş bir Türkiye olduğunu vurgulayarak şöyle dedi:

“Özellikle sanayi alanında Avrupa’da bazı ülkeler hala pandemi öncesi kapasiteye gelebilmiş, üretime ulaşabilmiş değil. Bizdeyse yüzde 30 kapasite ve üretim artışı söz konusu. İşte bunu kalıcı, sürdürülebilir kılmamız ve verimli şekilde geleceğe taşımamız gerekiyor. Yine büyümemiz devam ediyor, ticaretimiz artmaya devam ediyor. Son 23 yılda dünya ortalama yüzde 3,5 büyürken, biz ortalama yıllık 5,3 oranında büyümüşüz. AK Parti’nin, Cumhur İttifakı’nın olmadığı dönem 2002 yılına gittiğimiz zaman, Türkiye dünyanın 21’inci büyük ekonomisiymiş. Nominal dolar bazında bugün 16’ncı büyük ekonomisi konumunda, satın alma gücü paritesi diyoruz. Bu, bizim yaptığımız bir hesap değil. OECD, Dünya Bankası, IMF gibi kurumlar hesapları yapıyorlar. Bu hesaplara göre geçen yıl itibarıyla dünyanın 11’inci büyük ekonomisiyiz satın alma gücüne göre. Geçen sene itibarıyla 1,6 trilyon doları aşmış milli gelir büyüklüğümüz var. Kişi başı gelirimiz 18 bin doları aşmış durumda. Türkiye artık ekonominin en üst liginde bir oyuncu haline geliyor.”

Türkiye’nin yeni bir hamleye, yeni bir sıçramaya ihtiyacı olduğunu söyleyen Yılmaz, “Son 23 yılda alt orta gelirden üst gelire doğru geldi Türkiye. Belirli bir yere geldi. Altyapı kim ne derse desin, yollarıyla, altyapısıyla, sağlığıyla, eğitimiyle, üniversiteleriyle, AR-GE’siyle, demokrasisini vesayetçi bir sistemden normal demokrasiye dönüştürerek, hukuk kurallarını geliştirerek, çevresel standartlarını, tüketici standartlarını geliştirerek bir yere geldi. Şehirleşmemiz belli bir yere geldi ancak yetmez, yeni bir hamle yapmamız gerekiyor. Çok daha üst lige ülkemizi taşımamız gerekiyor. Tarihimize yakışan da budur. Türkiye Cumhuriyeti sıradan bir devlet değil. Bu ülke sıradan bir ülke değil. Çok farklı tarihten gelen bir ülkeden bahsediyoruz. Çok farklı sorumlulukları olan bir ülkeden bahsediyoruz. Dolayısıyla bize yakışan en üstte olmaktır. Bu da kolay bir iş değil elbette. Hep birlikte büyük emek sarf ederek, çaba sarf ederek bunu başarmak durumundayız.” değerlendirmesinde bulundu.

Yılmaz, Türkiye’nin etrafında bu yıl çok önemli gelişmeler yaşandığını dile getirerek şunları ifade etti:

“Bölgemizde büyük bir savaş yaşandı ve tahmin edilenin de ötesinde uzun süren bir savaş ortamı oldu. Bu ortam sadece insani maliyetler üretmedi. Ekonomik ve çevresel olarak da büyük maliyetler üretti. Dünya lojistiğini etkileyen, sadece bölgemizi değil, dünyayı etkileyen, küresel ekonomiyi etkileyen boyutlar kazandı. Petrol ve enerji fiyatları, gübre fiyatları, lojistik ve finansal maliyetler üzerinden tüm dünyayı etkileyen savaş ortamından geçiyoruz. İnşallah bu bir an önce sona erer. Türkiye Cumhuriyeti olarak etrafımızdaki bu ateşe bulaşmadığımız gibi bu ateşin sönmesi için diplomasinin tüm imkanlarını kullanıyoruz, kullanmaya devam edeceğiz. Biz barıştan yana bir ülkeyiz ama bir taraftan da elbette savunma sanayimiz başta olmak üzere her türlü riske karşı ülkemizi hazırlıyoruz, güçlü şekilde konumlandırıyoruz. Sadece bölgemizde değil, tüm coğrafyamızda, etrafımızda barıştan yana, diplomasiden yana, bunu önceleyen bir tavır ortaya koyuyoruz. Bunu Kafkaslarda da yapıyoruz, Afrika’da da yapıyoruz, yakın coğrafyamızda da aynısını yapıyoruz.”

İstikrarsızlık, kaos üreten, bunun üzerinden siyaset yapan ülkeler olduğunu belirten Yılmaz, “Bunlar kazanamayacak inşallah. Türkiye Cumhuriyeti doğru politika yürütüyor ve Sayın Cumhurbaşkanı’mızın tecrübeli, dirayetli yönetimiyle hem ülkemiz hem bölgemiz hem de küresel barış için çok önemli çabalar sarf ediyor. Savaşın ekonomik maliyetleri de oldu. Burada da iki şey yaptık. Birincisi İran ile ilgili savaş etkilerini sınırlamaya çalıştık. Hemen başından itibaren finansal piyasalarla ilgili bazı tedbirler aldık. Enerji fiyatlarının iç dünyamıza, tüketicilere yansımasını sınırlamak için Eşel Mobil dediğimiz sisteme geçtik. Bütçe olarak gerçekten bu bedeli ödedik ama enflasyonist etkisini sınırlamış olduk savaşın. Büyüme etkisini de sınırlamış olduk bir taraftan. Çünkü hem büyümeyi aşağı çekiyor enerji fiyatlarının yükselmesi, maliyetleri artırıyor hem de enflasyonist etkisi var. Dolayısıyla bu fedakarlığı bütçemiz yapmış oldu.” diye konuştu.

Yılmaz, gübrede de benzer tedbirler aldıklarını ifade ederek şunları söyledi:

“İhracatı yasakladık, ithalatı serbestleştirdik, stoklarımızı değerlendirdik. Dünyada bu savaş nedeniyle açlık riskiyle karşı karşıya kalan ülkeler olacağı söyleniyor, özellikle sahra altı Afrika’da sırf gübredeki meselelerden dolayı ama çok şükür Türkiye hem enerjide hem gübrede hem diğer girdilerde arz problemi yaşamadı. Arz sistemimizi son 20 yılda çeşitlendirdiğimiz, farklı kaynaklardan girdi temin eden bir ülke olduğumuz için şanslıyız. Fiyatlardan etkilendik belki ama arz sıkıntısı yaşamadı ülkemiz. En pahalı enerji malum, olmayan enerji. En pahalı gübre, olmayan gübre. Dolayısıyla böyle bir sıkıntı yaşamadı ülkemiz. Fiyatlardan elbette etkileniyoruz. Onu da aşağıya çekmek için gayret ediyoruz, etmeye devam edeceğiz. İnşallah güzel bazı sinyaller var son günlerde. Barışın sağlandığı, bölgemizde istikrarın güçlendiği bir dönem de görürüz. Bunun olumlu yansımalarını hep birlikte yaşarız diye inanıyorum. Diğer taraftan bu savaş şunu gösterdi, karmaşa, çatışma ortamında istikrarını koruyan ülkeler ön plana çıkıyordu. Bu öngörülemezlik ortamında öngörülebilir politikalar izleyen ülkeler ön plana çıkıyordu. Dolayısıyla istikrarımızı ve öngörülebilirliğimizi koruduğumuz sürece bu ortam inşallah Türkiye’ye farklı, olumlu etkiler getirecek. Kısa vadede belki maliyetler var ama orta vadede yeni imkanların, yeni fırsatların oluştuğunu da ifade etmek isterim. Türkiye, sermaye için, nitelikli insan için cazibe merkezi konumunda.”

“Huzur ve güven ortamı kalkınmanın da temelidir”

Türkiye’nin son derece önemli bir istikamet aldığını, istikrarla yoluna devam ettiğini vurgulayan Yılmaz, şunları kaydetti:

“Bunu Allah’ın izniyle hiç kimsenin bozmaya gücü yetmeyecek. Türkiye Cumhuriyeti, Türkiye Yüzyılı’nda çok daha büyük hedeflere yürüyecek. Bu çerçevede özellikle huzur ve güven ortamımızı pekiştirecek ‘Terörsüz Türkiye’ sürecinin de altını çizmek isterim. Yıllar yılı büyük bedeller ödedi ülkemiz. Büyük kaynaklar israf edildi. Burada terörün iki maliyeti var. Bir doğrudan maliyet, bir de ekonomik tabirle alternatif maliyet. Yani terör var diye yapılamayan işlerin ortaya çıkardığı maliyet. Bu, en az 2 trilyon dolar. Çeşitli hesaplamalar yapılıyor. Bence bazı şeyleri de hesaplayamıyoruz. En az 2 trilyon dolarlık kayıptan bahsediyoruz. Türkiye, inşallah kalıcı şekilde terör belasından kurtularak kaynaklarını kritik alanlarda değerlendirerek kalkınma sürecini çok daha üst noktalara taşıyacak. Güven ve huzurun olmadığı yerde kalkınma olmaz. Demokrasi de olmaz. Demokrasinin ve kalkınmanın gelişebilmesi için güvenlik ortamı ve huzur ortamı olacak. Kimse riskli ortamda yatırım yapmaz, turizm gelişmez, hayvancılık gelişmez, ticaret gelişmez. Dolayısıyla huzur ve güven ortamı kalkınmanın da temelidir. İnşallah önümüzdeki süreçte kalıcı huzur ortamında kalkınmamızı da kalıcı şekilde sürdüreceğiz.”

Yılmaz, daha sonra Mustafa Demir Kütüphanesi inşaatını gezdi, çalışmalara ilişkin yetkililerden bilgi aldı.

Programa, TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu Başkanı ve AK Parti Samsun Milletvekili Mehmet Muş, AK Parti Samsun milletvekilleri Çiğdem Karaaslan, Yusuf Ziya Yılmaz, Orhan Kırcalı ve Ersan Aksu, MHP Genel Başkan Yardımcısı İlyas Topsakal, Samsun Büyükşehir Belediye Başkanı Halit Doğan, AK Parti Samsun İl Başkanı Mehmet Köse, MHP Samsun İl Başkanı Burhan Mucur ile sivil toplum kuruluşu temsilcileri katıldı.

Cumhurbaşkanı Yardımcısı, Sivil Toplum, Teknoloji, Güvenlik, Türkiye, Ekonomi, Son Dakika

Son Dakika › Ekonomi › Cevdet Yılmaz: Türkiye ekonominin en üst liginde – Son Dakika

Iğdır Halı Yıkama

Yorumlar

Yorumlar (Yorum Yapılmamış)

Yazı hakkında görüşlerinizi belirtmek istermisiniz?

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

Tema Tasarım | Ozakajans.com